AnaSayfa / Kocadere’deki Adalet Hastanesi

Paylaş

Kocadere’deki Adalet Hastanesi

<!–

–>

CHP’nin düzenlediği ‘Adalet Kurultayı’nın üçüncü gününe katılmak için “Kambersiz düğün olmaz” diyerek Cumhuriyet’ten üç hatun kişi olarak yollara düştük. Yazarlarımız Meriç Velidedeoğlu ve Şükran Soner’le birlikte Kocadere’deki kamp alanına girişten itibaren her birimiz bir yöne dağıldık.

Anayolun sağındaki geniş alana kurulu onlarca tentenin altında çalışma komisyonlarının alt başlıklar altında belirlenen konulardaki “Adalet” daha doğrusu “Adaletsizlikleri” tartışıyordu. Her komisyonun çalışmasını kalabalık gruplar can kulağıyla izliyor, sunumlar bittikten sonra da dinleyiciler soru ve görüşleriyle katkıda bulunuyordu.

Kamp alanını tanımak için şaşkın şaşkın dolaşırken bir yerlerden yoğun alkış sesleri geliyordu. Her cümlesi alkışlarla kesilen konuşmacının kim olduğunu merak ederek sesin geldiği yöne doğru yöneldik. Panellerin yapıldığı büyük çadırın altı hınca hınç doluydu. Söyledikleriyle kitleyi hop oturtup hop kaldırtan, her sözü uzun uzun alkışlanan kişinin kim olduğunu görünce de doğrusu hiç şaşırmadık. “Tabii ya Korkut Hoca bu! O konuşur da burası yıkılmaz mı?” deyip paneli izlemeye koyulduk.

Dinleyicilerin büyük bir kısmı gençti. Geri kalanlar ise 50 yaşın altında gibi görünüyordu. Korkut Hoca gibilere sabah akşam “Dinozor bunlar; dünyadaki değişimi kavramaktan uzak bu fosiller, bu değişimin önünde kimsenin duramayacağını anlamıyor” diye aklınca dalgasını geçenler, 90’lı yıllar boyunca neoliberalizmin korkunç bombardımanına maruz kalmış bu genç kitlenin Boratav’ı ayakta alkışlamalarına ne diyecekler acaba?

Avcıoğlu’na alkış

Korkut Hoca, konuşmasında bir ara Doğan Avcıoğlu’ndan bahsedince de bir alkış tufanı koptu. Hadi buyurun bakalım. Bu durum karşısında da bizi bir gülme tuttu. Bizim liberallerin onca çabası boşa gitmişti işte. Yıllarca CHP’ye “Bu tuttuğunuz yol, yol değil. Özelleştirmelere karşı çıkarak, devlete basma sattırarak sosyal demokrat olunmaz” diye verdikleri akıllar da heba olmuş desene.

Hoca’nın en çok alkışlanan sözleri mi? Hemen aktaralım. Hem de büyük bir keyifle.

“Türkiye halkının yüzde 99’u Müslümandır diyenler, CHP’nin de buna göre politika oluşturmasını öğüt veriyorlar. Oysa laik ve cumhuriyet değerlerine daha sıkı bağlı olduğu 70’li yıllarda bu parti yüzde 99’u Müslüman olan halkın yüzde 42’sinin oyunu almayı başardı. Demek ki Müslüman Türk halkı cumhuriyet değerleriyle bir çatışması yokmuş.”

Kürsü de Mekteb-i Mülkiye’den mezun üç kişi, orada hocalık yapmış Korkut Boratav’ı da sayarsak dört kişi vardı. Oturum Başkanı eski Maliye Bakanı ve CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel, eski Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, eski Hazine Müsteşarı ve CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak. Panelin sonuna yetiştiğimiz için önceki konuşmacıları dinleyemedik. Ama paneli izleyenlerden öğrendiğimize göre Şener, Temizel ve Öztrak’ın konuşmaları da moda deyimle “on numara” imiş. Şener’in konuşmasında söylediği “Her Mülkiyeli okulda iken komünisttir” sözünü Korkut Hoca da yineleyince tekrar alkışlandı. Ama hoca arkadan şu eklemeyi yaptı ki, izleyiciler mest oldu:

“Her Mülkiyeli okulda iken Şener’in dediği gibi komünist olarak yetişir ama mezun olunca o komünistlikten çok az eser kalır. O içinde kalan azıcık komünistlik bile devlette görev alınca hemen harekete geçer ve “Devletin malını çaldırmam” diye çırpınır. Mülkiyeli devletin malını kimin çalacağını da iyi bilir ve ona göre önlemler alır.”

Uyarıya rağmen

Panelden ayrılıp stantları dolaşıyoruz. Kampta aç açıkta kalma riski yok. O sıcakta ne zaman diliniz damağınız azıcık kurur gibi olsa sağınızdan ve solunuzdan hemen soğuk bir su uzatılıyor. Bir ara dondurma servisi bile yapıldı. Yemek için devasa çadırlar kurulmuş.

Ama biz içki servisi yapılan bir stant arayıp durduk. Medyada ve AKP yönetiminden öyle gürültüler koparıldı ki, sanırsın kamp alanında barlar kurulmuş gelene geçene içki servisi yapılıyor. Ama arayışımız sonuçsuz kaldı. Onca gürültüye sebep olan ne? Üç tane densiz genç gece kendi çadırlarının önünde kâğıt bardaklara çaktırmadan şarap koyup içmiş. İyi mi yapmışlar? Hayır. Üstelik parti yönetiminin kurultaydan önce yaptığı uyarıya rağmen böyle bir zıpırlık yapmışlar. Devletin başı, hükümetin sözcüsü orada konuşulanlara, yapılan eleştirilere yanıt vereceğine, bu üç dengiz gencin yaptığını diline dolamış. “Efendim şehitlikte içki içilmiş. Kamp alanında şehitlik yok.

Şehitlere bu kadar duyarlı ve saygılı olanlar o topraklarda yatan şehitlere “Size ölmeyi emrediyorum” diyen komutanlarına sabah akşam sövüp sayanları sofralarında ağırlıyor, “O olmasaydı da olurduk” diyen üyelerini partiden ihraç etmeyi akıllarına bile getirmiyor.

Vekiller tam kadro

Kamp alanının yapıldığı Kocadere’nin tarihteki önemine de biraz değinelim. Çanakkale Savaşı sırasında Arıburnu Cephesine 1 km. uzaklıktaki Kocadere Köyü, sahra hastanesi olarak hizmet vermiş. Köyde Hastane Şehitliği ve Tarihe Saygı müzesi de bulunuyor.

Sahra hastanesi olarak hizmet veren topraklar şimdi de Sahra Hastanesi görevini ifa ediyor. Adalet Hastanesi olarak dört gün boyunca hizmet verilen bu alanda, hasta adaletimizin teşhis ve tanıları konuluyor. Tedavi yöntemleri tartışılıyor. Ameliyat ve cerrahi operasyon için ise iktidar olmak şart. Bunun ön hazırlıkları da işte bu kurultayda yapılıyor. Bu alanda her görüşten, her kimlikten insanlara mikrofon açık.

CHP milletvekilleri tam kadro sahadalar. O çadırdan o çadıra, o panelden o komisyona koşturup duruyorlar. Kurultaya izleyici olarak katılanlar da ellerinde program kataloğuna bakarak hangi paneli, hangi sergiyi ya da komisyon çalışmasını izleyeceğini büyük bir titizlikle inceleyip seçimini yapıyor. Ağaçlık alanda onlarca hamak var. Ama hepsi boş. Paneller, sergiler, çalıştaylar ise tıklım tıklım dolu. Demek ki, “Adalet” arayan halkımız “Adalet Kampı yan gelip yatılacak yer değildir” idrakine varmış.

Paylaş

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Giriş