AnaSayfa / Adalet uygulayıcıları

Paylaş

Adalet uygulayıcıları

<!–

–>

Ana muhalefet partisi “CHP”, “Adalet Yürüyüşü”, ardından “Adalet Kurultayı” gibi eylemsel etkinlikleriyle -bir ülke için- “yaşamsal” bir kavramı, “Adalet”i gündeme getirdi, bir süredir de yerini koruyor.
“Ulusların yaşamı adaletle ayakta durur!” söyleminin değeri, hiç eksilmemiştir. “Ülkeler yalnız adaletle sonsuzlaşır, adaletsizlikle yıkılır!” değerlendirmesi de öyle.
Bu konunun binlerce yıldır insanların gündeminde olduğundan söz edilir; “2350 yıl” önce Aristo: “Adalet herkese hak ettiğini verdiren bir erdemdir!” diyerek toplumları, zaman zaman da yargıçları uyarmıştır.
Bir ülkede “adalet”in sürekli ve kesintisiz varlığı için, gereken kurallar arasında yer alan -şu sırada tartıştığımız- “kişilerin temel hak ve özgürlükleri, ‘devleti yönetenlere karşı’ garanti altında bulunması” koşulunun da, olmazsa olmazlardan olduğu kabul görür.(*)
Ayrıca, “adalet”in uygulayıcıları olarak savunmanlar (avukat), noterler, yönetimler, yöneticiler sayılırsa da, en başta gelen kuşkusuz “yargıçlar”dır; toplumsal düzeni sağlamaktaki rolleri çok büyüktür, düzeni sağlayacak “Hukuk Kuralları”nı uygulayacak onlar olduğuna göre…
Yine ayrıca bu kuralların temelini –“1961 Anayasası”ndan bu yana- “erkler Ayırımı”nın, oluşturduğu da geçerli olduğuna göre; “Yargı Erki”nin temel kurumu Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın; açıkça, “Yürütme Erki”nin başında olan, üstelik iktidardaki bir partinin “AKP”nin “başı” da olan Cumhurbaşkanı’na, topuk çarpıp baş eğerek -hazırolselamına geçmesi, “TC Devleti”nin, artık “çağdaş bir hukuk devleti” olmadığının tam bir göstergesiydi.
Artık başka durumlar da olabilir; şöyle ki Erdoğan kimi toplantılarında -özellikle Saray’da düzenlenenlerde- kürsünün yakınında, bir “Yeniçeri” askerine nöbet tutturuyor; bu Osmanlı görüntüsünü tamamlamak üzere, kendi de “Sultanlar”a özgü cüppe giyseydi, “AYM Başkanı” etek öpmek zorunda mı kalacaktı dersiniz?
Değerli dostlar, bize yaşatılanlar karşısında, insan -ister istemez- bunları da düşünmeden edemiyor…
Peki, salı günü yapılan “2017-2018 Adli Yıl Açılışı” törenine de bir an için uzanalım diyorum; açılış konuşmasını “Yargıtay Başkanı İ. Rüştü Cirit” yaptı; ancak, konuşma metninde yer alan, “Yargıtay’ın kurulmasında etken olan ‘kuvvetler ayrılığı ilkesi’ni hiç dile getirmediği vurgulandı.” (Cumhuriyet, 6.9.2017)
Ne ki, kendisi açısından “yerinde olmuş!” bile denebilir; çünkü konuşmasında, “yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı” dediğinde, geçen yılın “23 Mayıs” günü, Rize’nin çay ekili bir bahçesinde, Sayış Başkanı Recai Akyel, Danıştay’ın Başkanı Zerrin Güngör ve Yargıtay Başkanı İ. Rüştü Cirit’in Erdoğan ile birlikte, “40 yıllık arkadaş” gibi son derece “samimi” bir havada, “Çay Hasadı” yapan görüntüleri geliyor insanın gözleri önüne; ellerinde koca koca makaslar ve torbalarla… O gün Emine Hanım’ın katılımı da, bu tarihsel tabloyu tamamlayıvermişti… Umarım, “Sayın Başkanlar” da anımsıyorlardır…
Çünkü, AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın, Erdoğan’ı boyun eğip selamlamasını, Ankara Barosu Başkanı H. Canduran değerlendirirken, “ABD’de, Başkan konuşma yapıyor, yargıçlar bırakın alkışlamayı, ayağa bile kalkmıyor!” diyor; sözünün sonunu da, “AYM Başkanı, yürütmenin karşısında eğiliyorsa, diğer hâkimlerden, ne bekleyebiliriz?” sorusuyla bitiriyor…
Ne var ki değerli dostlar, meğer “Yargıtay Başkanı Cirit” de şikâyetçiymiş bu durumdan; ayrıca suçlardan, suçlulardan ilki de “hukuk eğitimi”nin doğru düzgün yapılmamasıymış; haklı olabilir de, ama insan yine ister istemez düşünüyor… Yargıçlardan da şikâyetçi; özellikle “HSYK”nin yüksek yargıçlardan; dış kaynaklarca yapılan yargılama konusundaki eleştirilerden de toplumun yargıya güvenmemesinden de…
Ve insan yine düşünüyor; takdir ettikleri yok mu? diye…
Bilirsiniz değerli dostlar, yıllardır hep size sorarım; yine sorayım; “Ne dersiniz?”
Pazartesi günü “Silivri’de olalım!” *
H.V. Velidedeoğlu, ‘Toplumsal Yaşam ve Hukuk’, Hil Yayın.

Paylaş

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Giriş