AnaSayfa / Ölmezlikle onurlanmak

Paylaş

Ölmezlikle onurlanmak

<!–

–>

“Avurdu yelli” deyimi, geçen hafta bir dişbudak ağacı ile karaçamın duldasında toprağa verdiğimiz öğretmenimiz Emin Özdemir’in buluşudur.
Zır zır edip boş konuşan, esip savuran, yakıp kavuran, hem bencil hem de kinciler için kullanırdı bu deyimi.
Avurdu yelliler, yanımızda yamacımızdaydılar hep. Dahası başımızdan hiç eksik olmadılar.
Yaşamımızı değiştiren, nitelikli kılan Emin Özdemir gibi sevgide, saygıda üstün tutulan insanlara gelince… Onlarda; duyarlılık, bilgelik, yalınlık ve seçkinlikle bütünleşmiş değerbilirlik, uygarca yaklaşım, sevgiyle örülmüş hakikatlilik görürsünüz.
İyi yetişmişliğin getirdiği kolay yetiştirme, bilgi kazandırma yetisini bulursunuz.
Yaşamda ve sanatta güzelduyuya ulaşma, akla dayalı ürün yaratma, dolayısıyla özünü koruyarak çoğalmaya tanık olursunuz.
Avurdu yelliler, can yakıcı, can alıcıdırlar. Cansızlaştıklarında tozlaşırlar.
Emin Özdemirler candan cana, can katıcılardır. Ölmezlikle onurlanırlar.

Çap
Saraydaki AKP’li, ana muhalefeti “çapsız, ruhsuz” olarak değerlendirmiş.
Her şeye ruhani açıdan bakmak, ayrı bir çap meselesi çünkü.

Fidan kampanyası
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Hürrem Ulusoy, bundan böyle gözlerini dünyaya açan her çocuk için en az 12 fidan dikilmesi için bir kampanya başlattı. Gerekçesi açık:
“Ağaç; yeşermeyi, canlanmayı, yeniden doğuşu, verimliliği, tükenmez yaşamı, ölümsüz hayatı tanımlar. Yorulmadan yaşayan; yeni doğanların koruyucusu, destekçisi ve bekçisi; dalları, yaprakları, kökleri ve meyveleri ile yeniden üreten; yaşayan gerçekliğin, diri bir hayatın ve yenilenmenin ifadesidir. Bolluk, şans ve mutluluğun sembolü ve aynı mekânda bilgeliğin, ululuğun, kutsallığın, koruyuculuğun, kerametin simgesidir.”

Teneşirde yatan eğitim
Dini hizmetlerin yerine getirilmesi için görevli yetiştirmek üzere kurulmuş imam okullarının ders çizelgesine eklemeler yapıldı:
Bundan böyle imam okulları, hem fen, hem sosyal, hem yabancı dil, hem spor, hem de sanat programı uygulayabilecekler. İmam okulundan mezun olanların, dini hizmetlere bağlı kalarak yönettikleri ülkede, hiç kuşkusuz fen de, sosyal bilimler de, yabancı dil de, spor da, sanat da onlardan sorulacak.
Laik eğitim teneşire yatırılalı çok oldu. “Öğretim birliği” denen şey, artık olmayacak duaya amin olarak algılanıyor.

Fenne ne gerek
Atatürk’ün “Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üstünde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fenle olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur” sözleri boşuna okul ders kitaplarından çıkarılmıyor.
Öyle ya… Her gün bir alkışçı grubu karşısına oturtup tüm dünyaya akıl veren biricik reis varken ilme, fenne ne gerek…

Paylaş

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Giriş