AnaSayfa / Voyager uzayda, ya biz?

Paylaş

Voyager uzayda, ya biz?

<!–

–>

Her yer toz toprak. Blues’un efsane isimlerinden Blind Willie Johnson yolun kenarında gitar çalıyor. Ekmek parası, ne yapsın?
Muhtemelen 30’lu yıllar. Yaşamı yoksulluk içinde geçen müzisyenin yaşamından siyah-beyaz kesitler var ekranda.
Birden görüntü değişiyor. Tarihsel bir ana tanıklık ediyoruz. Voyager 1’in uzaya fırlatılışı… Voyager 1, sonsuz bir yolculuğa uğurlanıyor. Dönüşü olmayan bir yolculuğa. Jüpiter ve Satürn’e uğrayıp fotoğraflar çekecek, ardından Güneş sisteminin dışına çıkacak ve uzayın derinliklerine dalacak. Geri dönmemek üzere.
İlk anda şaşırıyor insan. Bir Amerikan kasabasının tozlu sokaklarından uzaya fırlatılmak tuhaf bir etki yaratıyor. Voyager ile Blind Willie Johnson arasında nasıl bir ilişki olabilir diye düşünürken, “Blind Willie”nin sesi geliyor kulağımıza:
“Biliyor musunuz, benim müziğim de o uzay aracının içinde sonsuz yolculuğa çıktı.”

***

Wim Wenders’in o müthiş blues belgeseli “The Soul of a Man” böyle başlıyor. Şöyle diyor belgeselde bir müzisyen: “Blues, beyaz adamın, siyahların elinden alamadığı tek şeydir.”
İzlerken, “İşte bir başka Wim Wenders harikası daha” diye düşünmüştüm. Yıllar önce seyrettiğim “Buena Vista Social Club” belgeseli hâlâ hafızamdaydı.
Geçen salı, Voyager 1’in uzaya fırlatılışının 40. yılıydı. 5 Eylül 1977’de uzaya fırlatılırken, bilim insanları uzay aracına bir de “Altın Plak” koymuşlardı. Hani olur ya, Voyager bu yolculuğu sırasında uzaylılarla karşılaşır diye. Özel yapım bir plak. Dünya, insanlar, kültürler, canlılar hakkında bilgiler ve fotoğraflar içeriyor.
Plakta dünya müziği de tanıtılmış. 27 parça seçmişler. Mozart, Bach, Beethoven var. Bunun yanı sıra, Louis Armstrong’un “Melancholy Blues”u, Chuck Berry’nin “Johnny B. Goode”u ve Blind Willie Johnson’un “Dark Was the Night – Cold Was the Ground” parçası.
NASA tarafından yapılan açıklama ilginç: “Bu altın plak, insanoğlundan geriye kalan tek kayıt olabilir.”

***

Voyager’in 40. yılı nedeniyle Spotify, Apple Music ya da Deezer’a “Voyager Golden Record” yazıp uzaya yollanan müziklerin tümünü bedava dinleyebilirsiniz.
Blind Willie’yi dinlerken, neden dünya müziğini temsilen hazırlanan bu plakta Türk müziği yok diye düşünmeye başladım. Aklıma Âşık Veysel geldi. “Uzun İnce Bir Yoldayım” bu altın plağa yakışmaz mıydı? “Altın Plak”ta Java’nın “Gamelan”ı var ama bizim sanat müziğimizden bir parça yok. Oysa Dede Efendi, Itri ya da Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar yakışmaz mıydı altın plağa? Elbette Japonların efsanevi “Shakuhachi” flütünün sesi çok etkileyici. Fakat bizim ney’in sesi de en az shakuhachi kadar etkileyici değil mi?

***

Bir kez soru sormaya başladınız mı gerisi geliyor. Voyager uzaya gönderileli 40 yıl oldu. Aradan geçen 40 yılda Türkiye bilim ve teknolojide ne kadar mesafe kat edebildi? Güney Kore’ye bakınca çok yol almış gibi görünmüyoruz.
Neden bilimsel yayınlarda İran’ın gerisine düştük? Liseden mezun olan gencecik çocuklarımız neden okumak için yurtdışına gitmek istiyorlar? İran’da okullarda evrim kuramı okutulurken, bizler evrim kuramını ders kitaplarımızdan çıkararak, bilim ve teknolojide nasıl ilerleyeceğiz?
Yıllarca Avrupa medeniyetinin bir parçası olmak için çaba gösteren Türkiye, bugün neden giderek bir Ortadoğu ülkesine dönüşüyor?
Sahi, 180 gazeteci neden hapiste? Cumhuriyetçiler neden hapiste? Fikir özgürlüğünün, sanatın, bilim ve teknolojinin, felsefenin olmadığı bir Türkiye orta gelir tuzağından kurtulabilir mi?
Yarın Silivri’deyiz. Arkadaşlarımızın tahliye edileceğini umuyoruz. Adalet istiyoruz.

Paylaş

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Giriş