AnaSayfa / Suç bulmak isteyen suçlu, kendinde arasın suçu

Paylaş

Suç bulmak isteyen suçlu, kendinde arasın suçu

Suç bulmak isteyen suçlu, kendinde arasın suçu

“Türkiye 16 Nisan’da çok büyük bir demokrasi mücadelesi verdi.”

Bu cümleyi “evet” oyu verenler de yeni anayasa paketine “hayır” diyenler de kurmadan duramıyor. “Evet” diyenler -garip bir şekilde de olsa- demokrasinin yeni anayasayla güçleneceğini söylüyorlar; “hayırcılar”sa demokrasinin ayaklar altına alındığını ve bunun sebebinin de “evetçiler” olduğunu.

Devlet Bahçeli “Türkiye’de diktatörlük olamaz, çünkü ‘diktatör’ Türkçe bir kelime değildir!” demişti referandum sürecinde. Ben de -kendimden beklemediğim bir şekilde- kısmen bile olsa, Bahçeli’ye katılıyorum şu anda.

Türkiye’de demokrasi olmaz, çünkü “demokrasi” Türkçe bir sözcük bile değil.

EN AĞIR KUTUPLAR

Kutuplaşmadan duramayan bir ülkede yaşıyoruz ama bu kadar da yarıya bölündüğümüz hiç olmamıştı sanırım. Üstelik iki taraf da yüzsüzlüğü bırakmıyor.

“Evet” diyenler hayırcılara her fırsatta saldırırken, “hayırcılar” da “evetçileri” aşağılıyor, demokrasi düşmanı, hatta vatan haini ilan ediyor. Tıpkı Erdoğan’ın referandumdan önce hayır diyenlerle teröristleri aynı kefeye koyması gibi. Ben, hiçbir fark göremiyorum.

Demirtaş cezaevinden duyurdu sesini; evet yahut hayır diyenleri demokrasi düşmanı ilan etmenin siyasi bir körlük olduğunu söyledi.

Halkı aşağılayan bir siyaset, halktan nasıl oy bekler, anlayamıyorum gerçekten.

 

HEZİMET KARNESİNE ÇENTİK

CHP bu “çok bilmiş” politikasına devam ederek, devletin partisi olmayı sürdürerek, kendi varlığını feshetmiş mahkemelerden referanduma ilişkin kararlar bekleyerek yalnızca “evet”i meşru kılıyor. Çok büyük bir muhalefet potansiyelini adeta çöpe atıyor.

Büyük bir ihtimalle CHP, gelen bütün hayır oylarının kendi partisine geldiğini zannediyor ve 2019’da yeni sistemin ilk sahibi olabileceğini düşünüyor. Oysa bu bir referandumdu, insanlar partileri ya da kişileri değil, yeni bir düzeni oyladı. Böyle giderse CHP, en iyi bildiği neticeyi yine alacak 2019’da ve hezimet karnesine bir çentik daha atacak.

Referandum öncesinde Muharrem İnce gibi milliyetçi vekiller, İzmir ve çevresi (benzer) illerdeki milliyetçi kesimi “hayır”a ikna etmek ileri atıldı. “Federasyona geçilecek” lafı ağızlarından düşmedi bu vekillerin ve Kürtlere karşı omuz omuza verme potansiyeli olanlar da böylece “hayır”da birleşti.

Aylardır cezaevinde olan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın (ve diğer HDP’lilerin tabii ki) isimleri anılmadı, Kılıçdaroğlu ziyarete gitmedi, arkalarında durmadı.

Kayyum belediyelerle yönetilen Güneydoğu için kimse sesini çıkarmadı.

Bütün federasyon tehditlerine, umursanmamaya, değersiz görünmeye rağmen Diyarbakır’dan ve Kürt seçmenin yoğunlukta olduğu illerden hayır çıktı. Ancak milli duyguları yoğun insanlar yine Kürtleri suçlu buldu, “evet”i Kürtlere bağladı, Kürtleri “hain” ve “ikiyüzlü” ilan etti.

ŞAİBENİN ŞAİBESİ GÜNEYDOĞU’DA

Şaibesinden şaibe duyulamayan seçim sonrasında “Konda” tarafından yapılan araştırmadaysa YSK’nın son saniye golü olan “mühürsüz pusulalar”ın en fazla Güneydoğu Bölgesi’nde, yani Kürt şehirlerinde sandığa atıldığını açıkça gösterdi. Muhafazakarlığı ve rekor AKP oyuyla ünlü Karadeniz şeridindeyse şaibenin “ş”si yokmuş. Konda’nın yalancısıyım valla.

SUÇLUYU BULMAK, KENDİNE BAKMAK

Düşünün, sizin varlığınızı reddetmek üzerine bir siyasi program çizmiş ana muhalefet partisi, özerklikten korktuğu için hayır’a kayan Bahçeli insanları, Kayyum belediyeleri, tarumar olmuş şehirler, hapisteki genel başkanlar, milletvekilleri…

İzmir’le eşit oranda “hayır” çıkartan bir Diyarbakır var; ama Kürtler yüzünden diktatörlüğe geçildi!

Suç bulmak isteyen suçlu, kendinde arasın önce suçu!” demiş olsaydı keşke Mevlana!

Bir de “diktatörlük” ve “demokrasi” Türkçe olmasa bile; “haysiyet”, “onur”, “vicdan”, “insanlık”, “dürüstlük” gibi gayet Türkçe kelimelerimiz de var!

Paylaş

0 adet yorum

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız

Giriş